Elmacık Köyünün tarihçesini, bölgenin tarihçesinden ayrı olarak ele almadan önce, bölge tarihçesi üzerinde biraz dolaşmak yararlı olacaktır. Köyün bulunduğu bölge, dünyamızın en netameli yerlerinden biridir. Avrupa’dan-Asya’ya, Asya’dan Avrupa’ya bütün tarihi seferler bu bölge üzerinden gerçekleştirilmiştir. M.Ö. 6000 yıllarından beri, Kırklareli ve civarında, insanların, çeşitli medeniyetler kurduğu yapılan kazılar sonucu elde edilen bulgu ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu bölgede sırasıyla Traklar, Persler, Makedonyalılar, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır. Bu medeniyetler dışında, tarih kitaplarında bizim okuduğumuz, kaç eski medeniyet vardır geriye kalan…
Bütün bu medeniyetlerin zaman içinde birbirleriyle ve başka diğer medeniyetlerle yaptıkları mücadeleler esnasında, yöre insanının, hangi zorlu yaşam biçimini sürdürdüğünü tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek…

Binlerce, yüz binlerce kişilik orduların Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Avrupa’ya yaptıkları seferler, hep yöremiz üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu arada köyümüz, eski atalarımız da bu geçit üzerinde yaşamanın ağır bedelini ödemişlerdir. Daha Bin yıl önce yüz binlerce kişilik Haçlı Orduları yağma ve talan düzeni içinde, bölge üzerinden hareket ederlerken atalarımızın hangi güçlüklerle karşılaştıklarını az çok tahmin edebiliriz.
Yüzyıllar sonra Osmanlı’nın Balkanlara yönelmesiyle, Osmanlı ile Avrupa ülkelerinin mücadelelerinde geçiş bölgesi olmanın bedelini ödemeye devam etmiştir. Bu sebeple o yıllarda köyler ayakaltında olmayan tenha yerlerde kurulmuşlardır. Eskilerin anlattığına göre, köyümüz bugün bulunduğu yere yerleşmeden önce, atalarımız biri Eski Köy yerinde, diğeri de Ada tepe mevkiinde bulunan iki ayrı köyde yaşarlarmış. Kimsenin tarihini tam olarak bilemediği, ancak 1300-1400 yılları arasında gerçekleştiğini tahmin ettiğimiz bir dönemde bu iki köy birleşmişlerdir.
Bugün Köy Yeri mevkiinde ki mezar taşları, bu yörede var olmuş eski köyün bugüne kalmış tek kalıntılarıdır. Adatepe mevkiinde ki köyün ise Adatepe kuyusu,( ayazması) civarında olduğu sanılmaktadır. Belirgin herhangi bir kalıntısı yoktur. Köyümüz yaşlılarından Ali Tubay mezar kalıntılarından bahsetmektedir. Otuz yıl kadar önce (1980 yıllarında),Adatepe mevkiinde hayvan otlatmakta olan çocuklar oynarlarken, üzerlerinde çeşitli motifler bulunan birtakım kiremit tabletler bulmuşlardı. Çok önemli olmasına rağmen, oraya gidip bir araştırma yapma imkânı bugüne kadar mümkün olmamıştır,
Bu tabletler Orta Asya Türklerinin, öldükleri zaman mezarlarına birlikte gömüldükleri değerli eşyalarının bir benzeriydi.
Elmacık-Kırklareli yolunun tahminen dördüncü kilometresinde bulunan, Şerif Eren’e ait tarlanın içinde bulunan TÜMÜLÜS’ ün bu köyle ilgili olduğu sanılmaktadır. Hiçbir yönünde başka tümülüsler bulunmadığına göre o tümülüsün bir mezar olması çok yüksek bir olasılıktır. Ayrıca köyümüz yaşlılarından ALİ ÜLKER’in ifadesine göre. Koca Çeşme mevkiinde İmam Ali’ye (Ali İnan) ait tarlada da bundan 30-40 sene öncesine kadar bir höyüğün olduğu ifade edilmiştir. O da muhtemelen zamanın ileri gelenlerinden birinin mezarıdır.

İşte Elmacık Köyü, bu anlattığımız iki köyün birleşmesiyle oluşmuş, Adatepe tarafından gelenler köyün ortasından geçmekte olan Koca Dere’nin doğu yamacına, Eski Köy yerinden gelenler batı yamacına yerleşmişler. Bu rivayetin doğruluğunu, her iki yamaçta oturanların tarlalarının ağırlıklı olarak kendi taraflarında olmasına bağlayabiliriz. Ancak yüzlerce yıl içinde, miras yoluyla ya da satın almalar sonucu bu toprak ayrılığı bugün görülmemektedir.
Tarih araştırmacıları Ali Rıza Dursunkaya ve Nazif Karaçam, eserlerinde, Elmacık Köyünün Padişaha gelir getirmek için kurulmuş bir köy olduğunu, ifade etmektedirler.
Köy camiinin ise, 1400 yıllarında Kırklareli’nde yaşamış Müderris(Profesör) Hacı Hasan Ağa Vakfına ait olduğu bilinmektedir. Eski muhtarlardan Hüseyin Göçen döneminde,(1980 yıllarında) caminin restorasyonu ve minarenin yenilenmesi esnasında, o zamanın Hacı Hasan Ağa Vakfı mütevellisi Fitnat ve Melek Özdil kardeşler önemli miktarda maddi destek vermişlerdir. Kısacası Elmacık Köyü Trakya’da mevcut köylerin en eskilerinden biridir. Mezarlığında 300 yıllık Arapça yazılı mezar taşı bulunması yerleşimin en az 400-500 yıl önce gerçekleştiğini göstermektedir. Birleşmeden önceki yerleşimlerin ise 1000 yıldan eski olduğu kesindir.
Kısacası; Cumhuriyet öncesi döneme ait bilgiler kesin ve net değildir. Cumhuriyet döneminde birkaç kırılma noktasına değinmek gerekir.
Hayli geniş bir arazi yapısına sahip ve günün koşullarında en iyi bir yerde kurulmuş olan Elmacık Köyü’nden 1940′lı yıllarda, hangi sebepten olduğunu bilmediğimiz küçük bir göç yaşanmıştır. Birkaç hane İstanbul Avcılar Köyü’ne göç etmiştir. Bugün Avcılar ve çevresinde mevcut Elmacık’lı nüfusun dayanak noktası,bu ilk göçü yapan, o birkaç aileden, Aşçı Bekir ve Aşçı Osman kardeşlerdir. Avcılar Köyü’nün sanayileşmenin eşiğinde bulunduğu o günlerde, orada uzun yıllar muhtarlık görevlerinde bulunmuş olan Aşçı Bekir ve Osman Kardeşlerin sahip çıkmaları, yardımcı olmaları sonucunda, Elmacık köyünden çok önemli bir nüfus, oraya yerleşmiştir.
1959 yılında ilçe yapılmak istendiği, ancak o yıllarda köyde sözü geçenler tarafından, köy ilçe yapılırsa, köy içinde bulunan harmanların, samanlıkların, helaların ev içlerine alınacağı ağılların, ahırların köy dışına çıkartılacağı ifade edilerek, bu fırsatın kullanılmadığı söylenmektedir

1960 yılında bin(1000) civarında olan köyümüz nüfusu, aradan geçen elli yıl sonunda bugün 400 civarındadır. Kırılma noktasının ikincisi 1960 yılında yaşanmıştır. Orman Bakanlığı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü tarafından köy merasının önemli bir kısmı ağaçlandırma kapsamı içine alınınca, hayvancılık alanında önemli bir sıkıntı yaratmış, nüfus kalabalığı yüzünden tarımda zaten sıkıntı yaşamakta olan köylümüz göçe mecbur olmuştur.